İLAHİ FARKINDALIK AÇISIDAN ZITLIKLARIN ÖĞRETTİKLERİ.
Bayram ERSOY

Bayram ERSOY

BAYRAM ERSOY
  • Youtube
  • Instagram

İLAHİ FARKINDALIK AÇISIDAN ZITLIKLARIN ÖĞRETTİKLERİ.

18 Mart 2021 - 12:14


Merhaba Sevgili Dostlarım,

Bizler, İLAHİ FARKINDALIK olarak nitelendirdiğimiz kuantum-tasavvuf temelli öğretimizin zaviyesinden baktığımızda; gece-gündüz, siyah -beyaz, iyi-kötü, olumlu-olumsuz, faydalı-zararlı gibi bir birine zıt gibi gözüken her durumun ve olayın birer imtihan olduğunu görürüz. Bu zaviyeden gördüklerimizin algılanmasını sağlayan zıtlıklar, gerçeği açığa çıkaran, bir birini ifade eden ilahi bir nizamdır. Yüce kitabımız kuran-ı kerimde birçok ayette her şeyin çifter çifter yaratıldığını ve her şeyin zıttı ile kaim olduğunu ifade edilir. Bu husus sadece yaratılmışlara mahsustur. Allah vacbü-l vücud olduğu için eşi ve elbette zıddı yoktur. Bu kutsal dengenin FARKINDA OL- AN Kâmil insanlar,  olayları değerlendirirken asla isyan etmezler. Onların nazarında olumsuzluk gibi gözüken her hadisenin bir ibreti, her ibretin alınması gereken bir dersi vardır. Onlar bu hale iman ederek, hakikatini bilerek “âlâ külli hâl” derler. Yine kuran-ı kerimde buyurulan: Sana gelen her iyilik Allah’tandır. Başına gelen her fenalık ise senin kendi nefsindendir.”(Nisa, 4/79)  ayeti” ariflerin hayat düsturudur. Bu düstur bizimde ilahi pusulamız olmalıdır.  

Bir yıldan fazla bir süredir, insanlık âlemine tarihinin en ağır imtihanlarını yaşatan malum virüs, bana göre kesinlikle doğal değildir. Yine benim gibi düşünen milyonlarca insana göre tek dünya ütopyasının karanlık küresel güçleri tarafından laboratuvarlarda suni ve vahşi bir projenin ürünü olarak üretilmiş ve kendi karanlık emellerini gerçekleştirmek niyetiyle insanlığın içine salınmıştır. 

 Ben yukarıda arz ettiğim durumun ötesinde, özellikle İLAHİ FARKINDALIK penceresinden gördüklerimizle bir değerlendirme yapmak istiyorum. Bu açıdan değerlendirdiğimizde elbette nefsimize ağır gelecek ve kabul edemeyeceğimiz bir tablo önümüze konulacaktır. Bu tablo bize öncelikle, çok övündüğümüz bilimsel gelişmişliğimizin ve modern/çağdaş konforumuzun nasılda bir pamuk ipliğine bağlı olduğunu gösterdi. Canlı bile sayılmayan bir virüsün insanlığı düşündüğü bu durumu hala bir ibret olarak göremediğimizden, bu virüsü bir musibet, bir bela ve şer gibi nitelendiriyoruz. Doğrusu şer niyetli insanlar tarafından üretilen ve tüm insanlığın başına bela edilen bu “yapay” virüsün de bize anlattıklarını birazda kaybettiğimiz değerler üzerinden yeniden çerçevelememiz gerekmektedir.

Bu virüsün ilk çıktığı zamanlarda da yazmıştım. Virüs akciğerlerimize saldırıyor, oraya yapışıyor ve oradan tüm bedenimize yayılarak ölümümüze sebep oluyor. Bu çok değerli organımızın fiziksel özelliklerinden ve yapısından ziyade “enerji” açısından bu organımız sevginin, alış-verişin, adıl paylaşımın ve HAKK’ın tecellisinin yuvasıdır. Lütfen yukarıda arz ettiğimiz hususları da göz önünde bulundurarak neden akciğerlerimizle ölümcül imtihan olduğumuzu bir daha düşünün lütfen.
                                                                                                                                                                
                                                                                                                               Bayram ERSOY